Gündelik Yaşamda Fizik Tedavi

ABD NewYork  itfaiyecileri ile yapılan bir araştırma sağlıklı bir bel için egzersizin önemini gösterdi. İtfaiyeler 2 gruba bölündü. Bir grup fiziksel olarak hareketliydi ve egzersiz yaptı. Diğer grup ise aktif değldi ve egzersiz yapmadı.

Hareketsiz grupta düzenli egzersiz yapan gruba göre daha sık bel rahatsızlıkları görüldü.

Bel ağrısı çekenlerin çoğu formsuzdur ve bir egzersiz programına ihtiyaç duyarlar. Fizyoterapist bel egzersizleri gibi aktif yaklaşımlara odaklanır ve bel sağlığınıza iyi gelecek teknikler önerir.

Ağrılarınız eşyayı yanlış kaldırmanıza, otururken, eğilirken ya da diğer işlerinizi yaparken yanlış hareketlerinize başlı ise daha hareketli olmanız ve uygun kaldırma yöntemlerini be ergonomiyi (nasıl oturulacağını, durulacağını ve hareket edileceğini) öğrenmeniz belinizi korumanıza ve ağrıların yinelenmesini önlemenize yardım eder.

Normale geri dönmeniz önemli oranda belinizi korumaya yönelik egzersizleri, nesneleri doğru kaldırma tekniklerini, doğru uyuma ve oturma şekillerini öğrenmeniz sonra da bunları günlük alışkanlıklara dönüştürmenize bağlıdır.

Bel egzersizi programı

Bir bel egzersizi programının 3 ayağı vardır:

  1. Esneme
  2. Güç uygulama
  3. Dayanıklılık, yorgunluk ya da ağrı duymadan hareketleri yineleme becerisi.

Fizyoterapistiniz hangi egzersizlerin sizin için uygun olduğunu, ne sıklıkla yapmanız gerektiğini söyleyecektir. Omurganızın durumuna, çektiğiniz ağrının tipine ve ağrınızın akut mu hoksa kronik mi olduğuna bağlı olarak farklı egzersizler önerebilir. Genel olarak aerobik hareketler, bel-karın kaslarını güçlendirme hareketleri ve bel-kalça esnetme egzersizleri yararlıdır.

Nesneleri doğru kaldırma teknikleri

Fizyoterapist ilk ya da ikinci ziyaretinizde nesne kaldırma tekniğinizi değerlendirecektir. Bir nesneyi kaldırmanın en iyi yolu aşağıdaki gibidir:

1. Kaldıracağınız nesneye yakın durun, ayaklarınızı ayrık be yere sağlam basar olmalı.
2. Dizlerinizi kırın ve sırtınızı düz tutun.
3. Nesneyi sıkıca kavradığınızdan emin olun ve kendinize olabildiğince yakın tutun.
3. Dizlerinizi yavaşça düzelterek nesneyi kaldırın. Ani hareket etmeyin.
5. Dik dururken dönmem için belden dükülmek yerine ayaklarınızı kullanın.

Arabanın bagajından bir şeyler çılarırken bu tekniği uygulamak zor olabilir, öylese ise bagaja bir şey koyar ya da bagajdan bir şey çıkarırken şu adımları izleyin:

1. Tampon çok yüksek değilse ayağınızı destek almak için tampona koyun.
2. Koyacaklarınızı bagajın tampona yakın kısmına yerleştirin.
3. Alacaklarınızı önce arabanın üzerind koyun ve oradan da kollarınızın arasına alın.
4. Bagajın arkasındaki bir şeye erişmeye çalışıyorsanız arabaya sarılarak uzanın.

Nesneleri iterkenve çekerken de düzgün beden mekaniği çok önemlidir. Bir nesneyi iterken kollarınız nesne ile aynı düzeye gelinceye kadar dizlerinizi bükün. Omurganız düz olsun ve bacaklarınızı kullanarak nesneyi itecek şekilde yürüyün. Bir nesneyi çekerken kollarınız nesne ile aynı düzeye gelinceye kadar dizlerinizi bükün. Omurganız düz olsun ve kollarınızı ya da sırtınızı değil, beden ağırlığınızı kullanarak nesneyi çekmek için arkaya doğru yürüyün. Elinizden geldiğince çekme yerine itin. Hızınızı ayarlamayı vee sık sık ara vermeyi unutmayın.

Doğru Uyku Duruşları

Bir fizyoterapist ağrılarınızı azaltmak için en iyi uyku duruşunuzu bulmanıza yardım edecektir. Çoğu kişi şu 2 duruşta rahat eder:

  • Dizleriniz bükülü sırtüstü uyuyun ve dizlerinizin altına bir yastık yerleştirin,
  • Dizleriniz bükülü yan yatın ve dizlerinizin arasına bir yastık yerleştirin,

Her iki duruş da omurgadaki diskler ve bel üzerindeki baskıyı azaltacaktır.

Yan yatmak daha iyi geliyorsa, bacaklarınız birbiri üstünde ve dizleriniz bükülü olmalı ya da üst bacağınız hafif öne çıkmış olmalı. Üst dizinizi yatağa dayamaktan ve kolunuzu boynunuzun ya da başınızın altına alarak uyumaktan kaçınmalısınız.

Bedeninizin arkasına koyacağınız ve belinizin ve kalçalarınızın altına ittireceğiniz bir yastık, duruşunuzun bozulmasını engelleyebilir. Sırtüstü uyurken kollarınızı başınızın üzerine kaldırmaktan kaçının, çünkü bu duruş omuzlarınıza ve boynunuza çok fazla stres yükler. Yüzüstü yatmak önerilmez. Kısa süre ile yüzüstü uzanıyorsanız omurgadaki baskıyı azaltmak için alt karın kaslarının altına bir yastık yerleştirin.

Beli ağrıyanlar yatakta duruş değiştirmekte zorlanır. Duyulan rahatsızlığı azaltmak için dönerken her zaman destek manevrası yapın. Sırtınız düz olsun, bir yandan diğer yana ya da sırt üzerine dönerken belden bükülmeyin. Örneğin sol yanınız üzerinde yatıyorsanız dizlerinizi bükün, omurganızı düz ve omuzlarınızı da kalçalarınızla aynı konumda tutarak sırt üstü dönüün. Sonra dizleriniz bükülü sağ yanınıza destek manevrası yapın. Bu teknik yatağa girip çıkarken de kullanılabilir.

Yataktan sağ tarafınızdan kalıyorsanız sağ tarafınıza destek yapın ve sağ dirseğiniz üzerinde dikilmek için sol elinizi kullanarak kendinizi kaldırın. Sağ eliniz üzerinde kendinizi kaldırıp oturur duruşa geçerken bacaklarınızı yavaşça yataktan sarkıtın. Yatağın kenarına kayın ve her iki ayağınızı da yere koyun. Doğrulmak için sırtınızı değil, bacaklarınızı kullanın.

Yatağa döndüğünüzde bacaklarınızın arkası yatağa değinceye kadar arka arka gidin. Sırtınızı bükmeden dizlerinizi ve kalçanızı yavaşça bükün ve yatağa çömelin. Sonra yavaşça alt bacaklarınızı yatağa çıkarın, bunu yaparke bir yandan da dirseğiniz üzerine çökecek ve yan yatar pozisyona geçeceksiniz. Yan yatar duruşta iken sırtüstü uzanmak ya da diğer yanınıza dönmek için destek manevrası yapabilirsiniz.

Doğru Oturma Teknikleri

Oturmak beldeki ligamentler ve diskler üzerinde stres ve baskı yaratır. Bu stres zamanla onların esnemesine ve zayıflamasına neden olur. Bu stresi en aza indirmek ve sakatlanmaların önüne geçmek için otururken normal omurga kavislerinizi korumanız gerekiyor. Normal kavisler boynunuzda, sırtınızın orta kısmında ve belinizdedir.

Sandalyede kambur oturmak ya da aşağı doğru kaymak belinizi zorlar. Kambur oturmamak için başınızı, omuzlarınızı ve kalçanızı aynı doğrultuda tutun. Size uygun bir sandalyeniz olmalı. Belinize destek veren bir sandalye seçmeye özen gösterin. Bel desteği yoksa belinizin arkasına ya bir bel yastığı ya da kıvrılmış bir havluyu yerleştirin. Bazıları ortopedik sandalye minderlerinş yararlı bulur. Bunlar en geniş kısmı sandalyenin arkasına yerleştirilerek üzerine oturulan üçgen minderlerdir. Minderdeki eğim, belin uygun konumda durmasını sağlayacak şekilde pelvisi iter.

Sandalye seçerken oturduğunuzda dizlerinizin kalçanızla aynı düzeyde olmasına ve ayaklarınızın yere düz basmasına dikkat edin. İdeal olarak bacaklarınız ve dizleriniz 90 derecelik bir açı yapmalıdır ve ağırlığınız kalçanıza eşit yayılmalıdır.

Kalçanızın dizlerinizden daha aşağıda durduğu yumuşak sandalyelerde ya da koltuklarda oturmayın. Sandalye sizin için fazla yüksekse ayaklarınızı ufak bir tabure ya da kutu üzerine koyarak doğru oturma konumunu alın. Arka ceplerinizi boşaltmayı (ceplerinizin içindekilerin üzerine oturmayın) ve bacak bacak üzerine atmamayı unutmayın. Kalkıp esneyerek sık sık ara verin. Ellerinizi belinizin altına koyup arkaya doğru gerinmenizin de sertliği azaltmaya yardımı olabilir. Otururken bacaklarınızın üşümemesine dikkat edin, çünkü kramp girebilir ve gerginleşebilirler.

Masada çalışırken döner bir sandalye kullanın. Birşeylere uzanmak için bedeninizi döndürmenizden daha iyidir.Dönmeniz gerekirse bedeninizi tek bir blok gibi döndürmeye çalışın. Hareket ederken kalçanı ve ayak parmaklarınız aynı yöne baksın.

Bilgisayar klavyeleri doğrudan önünüzde olmalı. Kullanacağınız nesneler görüş alanınızın içinde ve kolay ulaşabileceğiniz yerlerdeolmalıdır. Ağır kitaplar başınızın üzerindeki rafta değil, size yakın bir yerde durmalıdır.

Sık sık telefonla konuşuyorsanız bir kulaklık ya da kulaklık seti kullanmayı düşünebilirsiniz. Telefona cevap vermek için dönerek bükğlmeniz gerekiyorsa önünüzde olacak şekilde telefonun yerini değiştirmeniz beliniz üzerindeki baskıyı azaltacaktır. Telefonla konuşurken ahizeyi tutmak için başınızı kullanmayın. Telefonu tuttuğunuz kolunuza destek vermek için dirseğinizi masaya ya da koltuğun kenarına dayayın, boynunuzu düzgün tutun.

Bel ağrısı çekenler bir sandalyeye oturup kalkmakta zorlanabilirler. Sandalyeden kalkmak için sandalyenin kenarına kayın. Çeneniz hafifçe içe doğru ve bir ayağınız diğer ayağınızın önünde olsun. Sandalyeden kalkmak için kalçanızı ve dizlerinizi düzeltin. Arkaya doğru bükülmekten ve öne doğru eğilmekten kaçının. Başınızı dümdüz tavana uzatmaya çalışıyormuşsunuz gibi düşünün. Oturur konuma geri dönmek için bacaklarınızın arkası sandalyeye değene kadar geri gidin. Bir ayağınızı diğerinin önünde olsun, ellerinizle arkaya uzanın ve sırtınızı düz tutarak kalçanızı ve dizlerinizi büküp sandalyenin kenarına çökün. Sonra da arkaya doğru kayın.

 

 

Bel Ağrılarını Azaltmak ve Güçlenmek için Fizik Tedavi

Akut ya da Kronik ve yileyen bel ağrıları olan hastalara bakan hekimler genellikle tedavi kapsamında fizik tedavi de verirler. Bel ameliyatı geçirenlere de sıklıkla fizik tedavi verilir. Fizik tedavi, uzmanlık eğitimi almış sağlık profesyonellerince uygulanan özel bir rehabilitasyon programıdır. Terapistlerin fizik tedavide lisans, lisansüstü, ve doktora derecesi olabilir, pek çok terapistin ayrıca ortopedi uzmanlığı sertifikası da vardır. Sağlık sigortaları genellikle fizik tedavinin büyük kısmını kaplar.

Fizik tedavi uzmanı çeşitli bel ağrılarını değerlendirir ve tedavi eder. Belinizdeki rahatsızlığı biz fizyoterapist tedavi ediyorsa,

  • daha iyi gareket edebilmeniz,
  • hareketlerinizin daha güvenli olması,
  • ağrılarınızın ve rahatsızlığınızın azalması,
  • işlevlernizin düzelmesi,
  • sakatlığın önlenmesi

için sizi yönlendireceğine, destekleyeceğine ve eğiteceğine güvenebilirsiniz.

Amerikan Fizik Tedavi Derneğine (APTA) göre, fizik tedavi aşağıdakilerini kapsar.

  • Tanı, prognoz ve girişimin saptanması amacıyla işlev bozukluğu, işlev kısıtlılığı, sakatlığı ya da diğer sağlık sorunları olan bireylerin muayene edilmesi,
  • Tedaviyi tasarlayıp, uygulayarak ve üzerinde ayarlamalar yaparak işlev bozukluluğu ve kısıtlılığının azaltılması,
  • Sakatlanmanın, işlev bozukluluğunun ve kısıtlanmanın engellenerek her yaştan insanın yaşam kalitesinin sağlanması ve korunması,
  • Danışma, eğitim araştırma hizmetleri

Fizik Tedavi Uzmanıyla Tanışın

Fizik Tedavi Uzmanını ilk ziyaretinizde ne bekleyebilirsiniz? Birincisi, terapist kapsamlı bir tıbbi öykünüzü alacaktır. Genelde, siz fizyoterapiste gitmeden önce hekim ve fizyoterapist görüş alışverişinde bulunur. Böyleve terapistin size uygulanan tanı amaçlı tetkiklerden veya cerrahi işlemlerden haberi olur. Terapistiniz hekiminiz ile önceden konuşmamışsa ilk ziyaretiniz sırasında ya da sonrasında konuşacaktır. Radyoloji raporlarınız ile diğer ilgili belgeleri de (tetkik sonuçları gibi) terapiste göstermek üzere yanınızda götürebilirsiniz.

Terapist tıbbi öykünüzü aldıktan sonra omurganızı dikkatlice muayene edecektir. Bu muayenede duruşunuz ve beden mekaniğiniz, kas gücünüz, hareket açıklığınız, sinir işlevleri ve gündelik hayatınızdaki işlerinizi yerine getirme beceriniz değerlendirilir.

Fizyoterapistiniz ağrınız ile ilgili de sorular soracaktır. Terapist, özellikle ağrının sıklığını, şiddetini, gün içinde ağrıyı artıran ve azaltan etmenleri, bacaklarınıza veya kollarınıza yayılan bir ağrı, uyuşukluk, karıncalanma olup olmadığını öğrenmek isteyecektir. Terapist ağrınıza 0 ile 10 arasında bir puan vermenizi isteyebilir. Sıfır ağrı olmamasını 10 ise hastaneye yatmanızı gerektirecek kadar şiddetli bir ağrıyı gösterir. Ağrınızı izleyerek sıklığı, yoğunluğu  ve ağrıyı artıran unsurlar ile ilgili bilgileri terapistiniz ile paylaşmanız önemlidir. Bu bilgilerin terapistinizin hem durumunuzu daha iyi anlamasına hem de ağrınızı ve işlev yetersizliğinizi (engel de denir) tedavi etmek için en etkili çözümü seçmesine yardım eder.

Muayeneden sonra ağrınız ve sıkıntınız artarsa şaşırmayın. Bazen ilk ziyaretinizde yaptığınız harekletler ve duruşunuz belirtileri artırır. Belirtilerinizde bir artış varsa terapistinize söyleyin. Sıkıntılarınız azaltmak için termoterapi (sıcak uygulaması)  ve kriyoterapi (soğuk uygulaması) gibi yaklaşımlar uygulayabilir. İlk muayeneden sonra eve gidip günün geri kalanını dinlenerek geçirin ve hekiminizin verdiği ilaçları alın.

Terapist sizi muayene ettikten sonra bulgularını, açıklayacak ve uygun tedavi seçeneklerini anlatacaktır. Fizik tedavi, egzersizlerin ve uygun eşya kaldırma şekillerinin öğretileceği 3-4 ziyaretle de sınırlı olabilir. Sıkıntınızın azaltılması amacıyla ulturason ve masaj gibi yaklaşımların kullanıldığı ek seanslar da yapılabilir. Fizik tedavinin en büyük yararı egzersizleri öğrenip evde kendi başınıza yapmanıza da olanak sağlamasıdır. Fizik tedavi seansları pahalı ve çok zaman alıcı olabilir. Bu nedenle terapist hastanın sakatlanmaması, ağrısının azalması ve hareket kabiliyetinin artması için verdiği egzersizleri yapmasını ve talimatlara da uymasını bekler.

Güveneceğiniz ve yanında kendinizi güvende hissedeceğiniz bir terapist bulmanız önemlidir. Terapistlerin farklı bakış açıları ve farklı eğitim geçmişleri vardır ve hangi terapiste gittiğinize bağlı olarak uygulanan tedavi de farklılıklar gösterecektir. Hekiminiz büyük olasılıkla belli bir terapisti önerecektir, ama güvendiğiniz insanlarında önerilerini alabilirsiniz.

Sonuç olarak; rehabilitasyonunuzun sorumluluğu size aittir. Tedavinize aktif olarak katılmanın önemli bir unsuru seçtiğiniz fizik tedavi uzmanının yanında kendinizi rahat hissetmenizdir.

Bel Ağrısı Birçok Hastalığın Habercisi Olabilir

Bel ağrınız 2-3 günden uzun sürüyorsa, hafif başlayan ağrı gecen günler içerisinde giderek şiddetleniyorsa, ayağınızda ya da bacağınızda güç kaybı varsa ve his azalması, yürüyememe, dengesizlik vb durumlar ortaya çıktıysa bir doktora gitmekte fayda var.

Bel Ağrısı başka hastalıkların habercisi midir?

Bel ağrısı farklı hastalıkların sonucunda görülebileceği gibi fiziksel olarak da bel bölgesinde bulunan bir sorundan kaynaklanabilir. Örnek verecek olursak; disk, kaslar, dokular, eklem yerleri, kemikler bel ağrılarınızın kaynağı olabilir. Bel ağrısı kireçlenme veya fıtıklara, beldeki mekanik zorlanmalara, omurgayı tutan romatizmal hastalıklara, infeksiyöz yani iltihabi bazı hastalıklara, osteoporoz gibi metabolik hastalıklara, kansere, yumuşak dokulara bağlı (fibromiyalji veya miyofasiyel ağrı gibi) veya iç organlardan köken alan bazı hastalıkların belirtisi olarak karşımıza çıkabilir.

Bel Ağrılarının görülme sıklığı nedir?

İstatistiksek verilere göre bel ağrısı üst solunun enfeksiyonlarından sonra topumumuzda ikinci sırada görülen bir sağlık sorunudur.

Bel Ağrısının nedenleri nelerdir?

Bel ağrısının birçok nedeni olabilir genel olarak sıralayabilecemiz nedenler;

– Bireyin genetik yapısı,
– Ağır bedensel zorlanma gerektiren işler yapılması,
– Uzun süreli oturma,
– Uzun süreli oturarak araç kullanımı,
– Psikososyal faktörler

Bel Ağrısının kadınlarda daha fazla görülmesinin nedeni nedir?

Kadınlar vücutlarından kaynaklanan problemlere karşı daha hassas olmaları bel ağrının kadınlarda daha fazla görülmesinin en önemli nedenlerinden birisidir. Ayrıca
– Kadınlarda osteoporozun daha sık görülmesi,
– Kadınların kas kütlesinin erkeklere göre daha az olması
Kadınlarda bel ağrısı görülme sıklığının nedenlerindendir.

Bel Ağrısı ile karşı karşıya kalmamak için neler yapabiliriz?

– Gün boyunca yapılan aktivitelerde hareketlere dikkat etmek,
– Öne eğilme anında dizlerin bükülmesi,
– Yerden birşey kaldırma esnasında hareketi yavaş yapmak,
– Yerden kaldırılan nesleri vücudumuza yakın tutmak
– Vücut ağırlığımızın %30’undan fazlasını kaldırmamak,
– Sigarayı bırakmak (Sigara içmek omurlar arasındaki disklerde bozukluklara neden olmakatadır.)
– Egzersiz yapmak (yüzme, yürüme vs)

gibi konulara dikkat ederek bel ağrısına yakalanma oranını büyük oranda düşürebilirsiniz. Sağlıcakla kalın…

Mekanik Bel Ağrıları ve Kırmızı Bayraklar

Kırmızı bayrakları ifade ederken, bir yanlış anlaşılma olmasın, bahsetmek istediğimiz bir türk bayrağı ya da bir bayrak resmi değil, lütfen dikkat.

Toplumda çok yaygın olarak görülen bel ağrılarının genellikle mekanik ağrılar denen basit ağrılardır. Bel ağrıları genellikle omurga etrafındak kasları ve bağların hasar görmesi / incinmesi ile birlikte kendini gösterir. Bu tarz ağrılara “mekanik ağrılar” denir. Bir veya iki günlük istirahatlar ile ve fizik tedavi ile iyileşir. Günlük olarak da egzersiz alışkanlıkları geliştirir, doğru duruş ve bel egzersizleri hareket tekniklerini öğrenirseniz mekanik ağrılar daha az tekrarlanır ya da hç tekrarlanmaz.

Kırmızı Bayraklar

Bel ağrısı şikayeti ile doktora başvuran hastaların bir kısmında tipik belirtiler “uyarıcı bayraklar” olarak adlandırılıyor. 20 yaşından önce ve 50 yaşından sonra kırımızı bayrakların ortaya çıkması ileride yaşanacak hastalıkların da habercisi olabiliyor. Bu hastalıklarıdan bazıları: omurga hastalıkları, sinir köklerindeki kitler vb.

Açıklanamayan Kilo Kaybı

Belin yukarı kısmına, göğüs boşluğuna doğru yerleşen, yüksek ateş ile birlikte ortaya çıkan ağrılar, açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik, giderek artan uyuşma, his ve kuvvet kaybı, yürümenin bozulması, istirahat ile hafiflemeyen ağrılar, mesane, bağırsak kontrolünün bozulması, idrar ve gaita kaçırma, herhangi bir kanser hikayesi, uzun süreli kortikosteroid tedavisi, bilinçsiz ilaç kullanımı, kaza, düşme, çarpma, vurma gibi travma sonrası başlayan ağrılar ve omurgada eğrilik gelişmesi uyarıcı belirti olarak nitelendirilebilir. Bir başka deyişle tüm bu belirtiler birer ‘kırmızı bayrak’tır.

Ağrının Türü Nasıl Anlaşılır

Kırmızı bayraklar bir çok tıbbi konunun belirtisi olabilir. Bel ağrısına neden olabilecek durumlar varsa bir doktora başvurmak gerekir. Böyle durumlarda birkaç hafta sürecek tektikler yapmak gerekebilir. Herhangi bir sorun çıkmazsa mekanik bel ağrısı olarak nitelendirilebilir. Hastalık varsa tanı konur ve hasta ilgili bölüme yönlendirilir.

Toplumda iki farklı bel ağrısı var
Birinci gurupta ‘Bel ağrısı herkeste olur, istirahat edeyim, ağrı kesici alayım geçer’ düşüncesi var. Bu düşüncedekilerin kırmızı bayraklar hakkında bilgilenmesi ve gerekli durumlarda doktora erken başvurması çok yararlı olur. İkinci gruptaki hastalar toplumun küçük bir bölümünü oluşturur. Bu hastaların yoğun psikososyal sorunları vardır. Bu sorunlar; bel ağrısının sakatlığa yol açabilecek çok ciddi bir sorun olduğu düşüncesi ve korkusu; ağrıdan korunmak için günlük aktivitelerden kaçınma davranışı; ağrı tedavisine aktif olarak katılmama, pasif yöntemler peşinde koşma; depresyon, sosyal izolasyon; sosyal problemler, düşük sosyo ekonomik durumdur. Bu hastaların psikolojik yardım almaları gerekir.

Not: Mekanik Bel Ağrıları ve Kırmızı Bayraklar başlıklı yazımızı okudunuz.  Kırmızı bayraktan anlaşılması gereken bir türk bayrağı yada bir bayrak resmi değildir.

Tedaviye Direnen Bel Ağrısının Nedeni Omurlar Arası Dengenin Bozulması

Acıbadem Ankara Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Hakan Özalp, “Tedaviye direnen bel ağrısının nedeni, omurlar arası dengenin bozulması” dedi.

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Hakan Özalp, bel ağrısının toplumda çok sık görülen bir yakınma olup, en sık iş gücü kaybına neden olan rahatsızlık olduğuna dikkat çekerek, “Bir hastalık olmayıp, birçok hastalıkta görülen bir yakınmadır.

Halk arasında yüzde 5 sıklıkla görülen bu hastalık, insanların yaklaşık yüzde 80’inde bel ağrısı şikayeti olduğu bir dönem vardır. Çok sık görülmesine ve sorun yaratmasına rağmen çoğunda neden ortaya konamamaktadır” dedi.

Tanı konulamayan çoğu bel ağrısının nedeninin omurlar arası dengenin (lomber segmental instabilite) bozulması olabileceğini kaydeden Dr. Özalp, tedaviye dirençli bel ağrısının nedenleri ile ilgili bilgi verdi.

Dr. Özalp, omurga, omurlardan ve aralarındaki disklerle onları destekleyen kas, eklem ve bağ dokusunda oluşan önemli bir fonksiyonunun da gövde ağırlığını taşımak olan bir sistem olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Biyomekanik olarak birbirine komşu iki omur ve omurlar arası disk, omurgamızın en küçük hareketli segmentini oluşturur. Bu temel segmentler hareket segmenti olarak tüm omurga boyunca eşgüdümlü olarak gövde hareketine katılır.

Bu sistem bel bölgesinde tüm gövdenin ağırlığını taşıma yanında bel esneklik ve hareketini düzenler, belirli derecede harekete izin verirken aşırı hareketleri kısıtlar.

Böylece omurgaya binen yük dengeli bir şekilde dağıtılır. Bu sistem biyomekanik yapısı ile gövde ağırlığını taşıyabilecek sağlamlık yanında gövde hareketlerine izin verecek esneklikte ve gövde ağırlığının oluşturduğu gücü de engelleyecek sertliktedir.

Bu güç dengesinin bozulması, iki omur arası hareketin normal sınırlar dışına çıkması omurlara orantısız yük binmesine ağrı ve şekil bozukluklarına yol açar.”

OMURLAR ARASI DENGE YAŞLA BAĞLANTILI MIDIR?

Yaşa bağlı gelişen yıpranmadan (dejenerasyon) tüm vücut gibi omurganın da pay aldığını ifade eden Dr. Özalp, “Yaşlanmayla birlikte omurga hareket segmenti oluşturan tüm yapılarda yıpranma süreci gelişir. Böylece omurga hareket segmentini oluşturan yapılara dengesiz yük dağılımı olur. Bu dengenin bozulması, belirli alanlara daha fazla yük binmesi yıpranma bulgularının ilerlemesine neden olur.

Sonuçta esneklik ve direnç dengesi bozulduğu için omurgaya binen yüklere normal sınırlar dışında cevap verir. Omurganın yüklenmelere karşı en hareketsiz segmenti olan denge merkezinde hareket artmaya başlar.

Omurlar arası eklemler ve bağ dokusundaki bu gevşemeye instabilite adı verilir. Bundan sonra kısır bir döngüye girilir ve yıpranma sonucu gelişen bir değişiklik başka bir yıpranma olayına yol açar” diye konuştu.

OMURLAR ARASI DENGE BOZULDUĞUNDA NE GİBİ RAHATSIZLIKLAR GÖRÜLÜR?

Özalp, omurgalar arası denge bozukluğunda ortaya çıkacak rahatsızlıkları da şöyle anlattı:

“Deformiteler (şekil bozuklukları) ortaya çıkar. Bu dönemde insanlarda bel ağrıları görülmeye başlar. Omurlar birbirleri üzerinde kayabilir. Sinirlere bası, irritasyon olursa sinir kökü bası bulguları, bacaklara yayılan ağrılar, batma ve yanmalar görülebilir. Hasta bu dönemde belli pozisyonlara girerek ağrıyı azaltmaya çalışır.

Yıllar boyu süren mikro travmalar bu süreci hızlandırır. Omurga kırıkları, enfeksiyon, doğumsal kemik yapıda bozukluklar, tümörler, bel fıtığı ameliyatı sonrası birçok durumda da bu omurlar arası denge bozulabilir.

Kaza sonucu ya da aniden gelişen durumlarda tanı koymak daha kolayken, yaşlanmaya bağlı yıllar içinde ortaya çıkan kronik instabiliteye tanı koymak daha zordur. En önemli bulgu bel ağrısıdır. Hareketle, öne eğilmekle, ayakta durmayla bel ağrısı oluşmakta veya şiddetlenmektedir. Arkaya doğru eğildiklerinde ağrı şiddeti artar ve bacaklara yayılabilir” ifadelerini kullandı.

Bu hastalara standart yöntemlerle tanı koymanın zor olacağını kaydeden Özalp, yaşa bağlı gelişen yıpranma bulgularını MRI gibi yöntemlerle ortaya koymanın mümkün olacağını bildirdi.

Özalp, “Ancak tüm omurgada görülebilen bu değişiklikler, hangi iki omur arası segmentin ağrıya neden olduğunu göstermemektedir. İki omur arası anormal hareketler, omurgaya farklı açılar vererek çekilmiş grafiklerde görülebilir.

Çoğu zaman şikayet ve muayene bulguları iki omur arası dengenin bozulduğunu düşündürürken, yapılan tetkikler tanıyı kesin desteklemeyebilir. Bu nedenle doktorlar zor bir problemle karşı karşıya kalırlar” şeklinde konuştu.

OMURLAR ARASI DENGE BOZUKLUĞUNUN TEDAVİSİ NASILDIR?

Omurlar arası denge tedavisi ile ilgili Dr. Özalp şu bilgileri verdi:

“İlerlemeyi engelleyici ve koruyucu yöntemler; omurgayı çevreleyip ona destek veren kas ve bağ dokusu, sabitliği ve dengeyi sağlayan önemli yapılardır. Bu sistem omurga dejenerasyonuna karşı en önemli koruyucu faktördür. Her ne kadar aileden kalıtımla geçse de kas kitlesi spor ile de geliştirilebilir. İlaç tedavisi; hastaların şikayetlerine yönelik tedavi verilir.

Bel ağrıları ve bacak ağrılarına yönelik ağrı kesiciler, kas spazmlar için kas gevşeticiler, uzun süre sinir irritasyonuna bağlı oluşan nöropatik ağrılar için sinir iletim akımlarını düzenleyen ilaçlar verilebilir.

Cerrahi tedavi; yapılacak cerrahi tedavi hastanın ağrısına yöneliktir. Burada en önemli soru bu ağrının hastanın yaşam kalitesini ne ölçüde bozmakta, iş gücü kaybına neden olup olmadığıdır. İnstabilite düşündüren bulguları olan ama radyolojik olarak ortaya konamayan hastalarda cerrahi tedavi önermek için MR’da dejenerasyonu destekleyen bulguların olması, en az 6 ay süren medikal ve fizik tedaviye rağmen bel ağrısının şiddetinin aynı kalması operasyonu düşündürmelidir.” – Kaynak

Ozon Mikrodiskektomi Yöntemi ile Bel Fıtığı Ameliyatsız Tedavi Ediliyor

Yüzyılın en öneli hastalıklarından bir olan bel fıtığı çalışan insanlarda görülme oranı her geçen gün artıyor. Saatlerce ofis içerisnde ve oturarak çalışmak, ani yapılan hareketler, ağıryük kaldırmak bel fıtığına neden olan etmenlerden sadece birkaçı.

Son yıllarda geliştirdiği yöntemle bel ağrısı, kol ya da bacaklara vuran fıtık ağrılarında yeni bir yöntem kullanan Anesteziyoloji ve Reanimayon Uzmanı Prof. Dr. Nurettin Lüleci ” ozon mikrodiskektomi” uygulaması ile bel fıtığı ve ağrıları ameliyatsız tedavi ediyor.

Stresli çalışma hayatı ve ilerleyen yaş ile birlikte ortaya çıkan bel fıtığı bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkiliyor.

Prof Dr. Nurettin Lüleci’nin uyguladığı yöntemle kısa sürede ameliyatsız, narkozsuz ve kansız yapılabiliyor. Hastalar bir nevi Ozon verilerek tedavi ediliyor.

Uygulanan yöntemle tüm hastalardan olumlu sunuç alındı. Ozon fıtık dokusu içerisine verilerek fıtığın büzüştürülmesi ve sinirlere yaptığı baskının kaldırılması ile ağrı yok ediliyor.

>>> Yerçekimsiz Ortam ve Bel Fıtığı Tedavisi

Ozon Mikrodiskektomi yöntemi doğal bir tedavidir ve vücuda asla zarar vermez ve yan etkileri de çok azdır.

Ozon Mikrodiskektomi yönteminde uygulama hareketli görüntüleme cihazları ile birlikte yapılarak hasta 5-10 dakika gibi kısa bir sürede sağlığına kavuşabiliyor ve ameliyat olduğu gün hastaneden yürüyerek çıkabiliyor.

>>> Bel Ağrısına Ne iyi Gelir – Bel Ağrısı için Kullanılan İlaçlar

Yeni uygulanmaya başlayan bu tedavi yönteminin hiçbir risk taşımadığını belirten Lüleci; özellikle çalışan kesim tarafından oldukça tercih ediliyor dedi.

Eklem Çıtlamalarını Boyun, Bel gibi Bölgelerde Yapmaktan Kaçının

Boyun kütletmenin tehlikeli sonuçlar doğurabileceği gibi, ilk başta geçici bir rahatlama sağlasa da ilerleyen yaşlarda felce bile neden olabilir.

  • Eklem kütlemeleri tehlikeli sonuçlar doğurabilir,
  • Eklem kütlemeleri ilk başta geçici rahatlama sağlar,
  • Fakat ielrleyen yaşlarda felce bile sebep olabilir,
  • Eklem çıtlamalara insanı daha çok psikolojik olarak rahatlatır,
  • Eklemlerini sürekli çıtlatan kimseler bunu alışkanlık haline getirirler ve rahatlama biçimi olarak görürler,
  • Eklem kütlemelerinin vücuda bir faydası yoktur,
  • Psikolojik olarak rahatlamak istiyorsanız zorlamadan yapabilirsiniz,
  • Eklem çıtlamalarını boyun, bel gibi bölgelede yapmaktan kaçınmalısınız,
  • Bel egzersizleri ve spor yapmanız daha faydalıdır,
  • Ses çıkacak diye kendinizi zorlamamalısınız, ses çıkarmak amacıyla belinizi kütletmeye çalışmanız geri dönüşü olmayan sonuçlar ile karşılaşmanıza neden olabilir,eklem bağlarında zedelemelere neden olabilirsiniz,
  • Boyun bölgenizde kemik erimesi ya da kemik kayması varsa boyun kütlemeleri sizin için daha da tehlikeli olabilir,
  • Aşırı bir şekilde yapılması durumunda boyun kütlemesi ileriki zamanlarda felce neden olabilir,
  • Parmak çıtlamaları da zorlayarak yapılırsa eklem kıkırdağında zedelenmeye neden olur

Yerçekimsiz Ortam ve Bel Fıtığı Tedavisi

Teknoloji artık o kadar gelişti ki, artık bir hastalığın ya da rahatsızlığın birden fazla tedavisi olabiliyor. Burlardan en yenisi de bel fıtığı tedavisinde geliştirilen yerçekimsiz ordamda bel fıtığı tedavisi diğer bir adıyla Omurgada Ameliyatsız Basınç Azaltma Sistemi (Integrity Dekompresif Traksiyon). Uzaya gönderilen astronotların bel ağrılarının iyileşmesinden ilham alınarak geliştirilen sistemde başarı oranı  %70 ile %90 arasında.

Omurgada Ameliyatsız Basınç Azaltma Sistemi (Integrity Dekompresif Traksiyon)’nin genel özellikleri ise şöyle:

  • Kişiye özel bil bilgisayar programı oluşturuluyor ve bel fıtığı olan bölgeye çekme kuvveti uygulanıyor,
  • Vakum etkisi ile disk içinde negatif basınç oluştururken, iki omur arasına sıkışmış olan disk, ritmik çekme ile sağlanan negatif basınç sayesinde tekrar yerine dönüyor,
  • Sistem %70-90 arasında başarı sağlıyor,
  • İlk 10 sean ile birlikte bel ağrısında %50’ye varan azalma görülüyor,
  • Tedavinin süresi hastanın yaşına ve hastalığın tipine göre değişebiliyor,
  • Ortalama 6 haftada ve 20 seansta tamamlanabiliyor,
  • Sistem en basit anlamda “omurgada basınç düşürme olarak tanımlanıyor”,
  • Omurgada 2 omur arasında yük binen disklerde yerçekimsiz ortamda basıncın düştüğü belirlendi, bu da tedavinin geliştirilmesine olanak tanıdı,
  • Tedavi, iki omurun birbirinden uzaklaştırılması ve arasındaki diskte oluşturulan negatif basınçla dışarı taşan diskin tekrar yerine alınması ve burada beslenmenin düzeltilmesi prensibine dayanıyor.

 

Bel Ağrısına Ne iyi Gelir – Bel Ağrısı için Kullanılan İlaçlar

“Bel ağrısına ne iyi gelir dediğimizde bel ağrısı için kullanılan ilaçlardan bahsetmemiz gerekiyor. Aşağıda bel ağrısı için kullanılan ilaçları elimizden geldiğince başlıklar ve alt başlıklar halinde  sizler için sıralamak istedik. İlaçları en genel manada Ağrı kesiciler, Kas gevşeticiler, iğneler, Krem ve spreyler olmak üzere 4 kategoride toplayabiliriz.

Bahsettiğimiz ilaçlar bel ağrıları tedavilerinde kullanılan ilaçlar olmakla birlikte bunların hepsi bilgilendirme amaçlıdır. Doktorunuzun verdiği/tavsiye ettiği ilaçlar her zaman en doğru ilaçlardır. Yani aslında “Bel ağrısına ne iyi gelir” konusunu araştırdığımızda ilk başvuru noktamız ilaçlar.

Genellikle ağrı tedavisinde ibuprofen, naprosken sodyum gibi anti-inflamatuvar ilaçlarla (NSAID) başlanır. Midesinde rahatsızlığı olanlar için parasetamol mantıklı bir seçenektir ama inflamasyonu gidermez.

NSAIDlerin iki etki mekanizması vardır:

  1. Beyin ağrı algısını engellerler
  2. Etkilenen bölgedeki – burkulmuş ya da yangılı eklemler, kaslar ya da tendonlardaki-inflamasyonu azaltırlar.

İki etki mekanizması olduğundan inflamasyonu azaltmadan sadece ağrıyı engelleyen parasetamolden daha etkilidirler. Anti-inflamatuvar mekanizmasının tam etkisini göstermesi için 10-14 günlük sürekli kullanım gerekir. NSAIDlerin ağrı kesici özelliğinden tam olarak yararlanabilmek buna bağlıdır. İlacı önerilen süre boyunca düzenli olarak almanın önemi büyüktür.

İlaç üzerinde yan etkiler göstermediği sürece en az 2-3 hafta kullanmaya devam edin. Bu süre içinde istediğiniz etkiyi alamadığınızı düşünseniz bile ilacı kullanmayı sürdürün. 2-3 hafta içinde ilacı inflamasyon üzerindeki artan etkisini göreceksiniz.

Pek çok insan işe yaramadığını düşünerek 1-2 gün içinde ilacı bırakır, oysa hekimin istediği etki en az 2 hafta geçmeden ortaya çıkmayacaktır. İlacın etkisinin azami olması ve ilacın anti-inflamatuvar etkilerinin zamana yayılması için, NSAIDlerin reçeteyle verilen dozları, reçetesiz dozlarına göre daha yüksektir.

Parasetamol, ağrı algısını engeller; biriken bir etksi yoktur. Aynı şey, alındığı süre boyunca kullanılan doz kadar etkisi olan narkotik ilaçlar için de geçerlidir. Bunların da zamanla artan bir etkisi yoktur. Narkotik ilaçların kabızlık, uyuşukluk ve depresyon gibi istenmeyen etkileri vardır ve canınız hareket etmek istemeyebilir. Hareketli olmak beliniz için yapabileceğiniz en iyi şey olduğundan bunlar hiç istenmeyen etkilerdir.

Anti-inflamatuvar ilaçlar kanda trombositleri etkileyebileceğinden kanamayı ve çürükleri kolaylaştırabilir. Midede rahatsızlık, gastrit ya da ülsere de neden olabilirler. Yüksek dozda ya da uzun süre alındıklarında karaciğer ve böbrek işlevlerini etkileyebilirler.

NSAID kullananlar ne sıklıkta ve ne zaman karaciğer ve böbrek işlev tetkiki yaptırmaları gerektiğini hekimlerine sormalıdırlar.

NSAIDlerin kalbi etkiledikleri gibi kan basıncını da etkileyebilirler. Bu nedenle kalp yetmezliği ya da gizli kalp yetmezliği olanların kalp kontrolü yaptırmaları, NSAID kullanmalarının iyi bir fikir olup olmadığı konusunda hekimleri ya da kardiyologlarıyla görüşmeleri gerekir. Yan etkilerin çoğu ender görülür ve çoğunluk herhangi bir rahatsızlık yaşamadan NSAIDleri reçetede belirtilen dozda ve uzun süre kullanabilir.

Her anti-inflamatuvar ilaç herkeste işe yaramaz. Hekim kişiye özel en iyi ilacı bulmaya çalışacaktır. Hekim, asgari yan etki, azami tedavi edici etki ve ağrının en yüksek düzeyde geçirilmesini hedef alacaktır.

Tolere edilemeyen yan etkileri ya da ağrıyı geçirmekte etkisiz kalması nedeniyle bir anti-inflamatuvar işe yaramazsa, hekim başka bir seçenek sunabilir. Bazılarında anti-inflamatuvar ağrıyı azaltmakta pek başarılı olmadıklarında bir başka anti-inflamatuvar büyük oranda azaltabilmektedir. Ayrıca bir anti-inflamatuvar bazı insanlar üzerinde çok fazla yan etkiye yol açarken bir başka anti-inflamatuvar aynı kişiler üzerinde en az yan etkiye neden olabilmektedir.

Bir başka ilaç kategorisinde ise kas gevşeticiler yer alır. Kas spazmlarını azaltıp hastaların daha hareketli olmasını sağlasalar da ağrının nedeni üzerinde bir etkileri yoktur. Çoğu kas gevşeticinin yan etkileri vardır: Uyku hali verir veya hastanın aktivitelerine normal devam etmesini engellerler, ama beldeki kas spazmlarını azaltırlar.

Kas gevşetici gündüz alındığında uyku veriyorsa, gece alarak uyumaya yardımcı olmasını sağlayın. Yeni nesil kas gevşeticilerin sakinleştirici etkileri daha az, bu nedenle gündüz alınmaları daha yararlı olabilir.

Sıcak su torbaları, duş masajı, sıcak banyo ya da jakuzi gibi diğer yerel uygulamalar da bel spazmlarında yararlı olabilir.

İnflamasyon ya da ağrının temel nedeni üzerinde etkisi olmayan bu uygulamalar, yalnızca diğer ilaçlara ve tedavilere ek olarak uygulandığında yararlı olabilirler. Ayrıca bu yöntemler sadece kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlıyorsa kullanılmalıdır.

Ağrı Kesiciler – Tabletler

  • Bi-profenid tablet ( ağrı kesici )
  • Voltaren sr tablet (agrı kesici )
  • Voltaren retard tablet (ağrı kesici)
  • Etol fort tablet (agrı kesici)
  • Tradil fort tablet (agri kesici)
  • Cataflam tablet (ağrı kesici )
  • Dorsilon tablet (ağrı kesici)
  • Arveles tablet(ağrı kesici)
  • Dexmol efervesan tablet

Kas gevşetici tabletletler

  • Muscoril kapsül
  • Muscoflex kapsül
  • Adelesks tablet
  • Thiospa 8mg tablet
  • Dexplus 25/8 mg efervesan tablet
  • Dexplus 25/4 efervesan tablet
  • Cabral tablet

İğneler

  • Voltaren ampul
  • Dikloron ampul
  • Dıclomec ampul
  • Adelesk ampul
  • Doline ampul
  • Flexo ampul
  • Rheumon ampul
  • Cabral ampul
  • Arveles ampul

Merhemler (Krem) ve Spreyler

  • Bengay merhem
  • Doline jel
  • Flexo jel
  • Muscoril merhem
  • Muscoflex merhem
  • Voltaren jel
  • Dikloron jel
  • Rheumon jel
  • Rheumon sprey
  • Doline sprey
  • Flexo sprey

Bel Ağrısına Ne iyi Gelir – Bel Ağrısı için Kullanılan İlaçlar ile ilgili yazımızı okudunuz. Klimalı Ortamlarda Terli Terli Bulunmak Bel Ağrısına Neden Oluyor yazımız da ilginizi çekebilir. Sağlıcakla kalın…

Klimalı Ortamlarda Terli Terli Bulunmak Bel Ağrısına Neden Oluyor

2013 yılı itibariyle ramazan ayı temmuz ve ağustos aylarına denk gedi. Bu sene oruç aşırı sıcaklarda ve uzun süreli tutuluyor.  Yaz olması nedeniyle de klima kullanımında oldukça artış var. Bel ağrılarının birçok nedenleri vardır. Klima çarpması da bunlardan birtanesi. Klima kullanımının artmasıyla sırt, boyun ve bel ağrıları şikayetleriyle doktora taşınınların sayısında oldukça fazla artış var.

Aşırı güneşte kalmak ve terli halde klima ortamında bulunmak bel ağrısına ya da bel tutulmalarına neden olabiliyor.

Klimalı ortamlarda çok fazla bulunmak ve klimanın rüzgarının üzerimize doğru üflemesi  başta baş ağrısı olma üzere ciddi ağrıların oluşmasına neden olabiliyor. Sıcak ortamlarda boyunun terlemesi, bel bölgesinin aniden serin hava ile karşılaşması sonucuda ağrılar meydana geliyor.  Bunun sonucu olarak da kasta bir kasılma yani spazm oluşuyor. Kas spazmı tek başına ağrılı bir durum ama eğer buna bir boyun fıtığı, kireçlenme, skolyoz adı verilen omurga eğrilikleri ya da fibromiyalji hastalığı eşlik ediyorsa tutulmalar kaçınılmaz oluyor. Ayrıca boyun kaslarında gelişen spazm, gerilim tipi baş ağrısına neden oluyor.

Klimalı ortamlarda bel problemlerinden korunmanın en iyi yolu serin havanın direk belimize ve sırtımıza öflemesini engellemek ve havanın çok sıcak olduğu zamanlarda mecbur kalmadıkça serin havalı ortamdan sıcak havalı ortama geçmemektir.  Mutlaka dışarı çıkmak zorundaysak şapka, gözlük gibi yardımcı malzemeler kullanmak gerekiyor. Ve özellikle de az terleten giyisiler tercih etmek daha iyisi.

Bel ağrısına neden olan en yaygın rahatsızlıklardan birtanesi de bilgisayar karşısında uzun süre oturmaktır. Bilgisayar başında da uzun süre oturmaktan kaçınılmalıdır. Bel ağrı ve nedenlerinin önüne geçebilnek için masamız ve koltuğumuz ergonomik olmalı. Bilgisayar ekranı (monitör) kol uzunluğu mesafesinde ve çalışan kişinin tam karşsında olmalıdır. Ayaklar yere tam temas etmeli, otururken  bel desteklenerek dik oturmaya özen gösterilmelidir. Oturma pozisyonları da kısa aralıklarla değiştirilmelidir.

Klimanın serin havası yüzümüze, boynumuzu, belimize direk gelmemelidir.  Klimalı ortamlarda ideal sıcaklık 22-24 derece olmaldır.  Ayrıca arabada ya da otobüste yolculuk ederken de klimanın yüze ve boyuna gelmemesine dikkat etmek gerekiyor.

Eklem rahatsızlıkları olan kişiler hava değişikliklerinden etkilenebilir ve eklemdeki sessiz algılayıcıları harekete geçirebilir. Bundan dolayı eklmede ani alevlenmelere neden olan ağrıları başlatabilir. Özellikle iltihaplı romatizmal sorunları olan kişiler aşırı sıcaklarda kalmamaya özen göstermeleri gerekiyor.

Aman dikkat!!  siz siz olun terli terli hem su içmeyin hem de klimalı ortamlarda belinize direk serin havayı almaktan korunun…..

Ayrıca bknz: Bel Ağrısı – Kimlerin Beli Ağrır ve Bunların Nedenleri Nelerdir?

Bel Ağrısı İçin Hangi Doktora Gidilir?