Bel Ağrısı ve Belinizde Ortaya Çıkabilecek Sorunlar

Bel ağrısı günümüzde oldukça yaygın, çünkü insanlar artık daha uzun yaşıyorlar ve yaşlandıkça eklemler ve bedenin diğer kısımları yıpranıyor. Bel ile ilgili çoğu sorunun tıpkı saçların beyazlaması gibi olduğunu bilmek ağrılarınızı azaltmasa da içinizi rahatlatabilir. Bu, yaşlanma sürecinin bir parçasıdır.

Bel ağrıları çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Hafif ya da şiddetli bir ağrı da yaşanabilir, bacaklarınıza ya da kalçanıza inen bir ağrı da. Bel ağrısı bel dışında başka yerlerde örneğin dizde, kalçada ve kaba ette de kendini gösterebilir. Bazen ağrı değil (ya da ağrıya eşlik eden) uyuşukluk vardır. İşlev kaybı ağrıdan daha önemli olabilir. Eklemlerin ya da disklerin çevresindeki sinirlerde yangı varsa bacaklarda güçsüzlük ve uyuşukluk ortaya çıkabilir. Sinirler etkilendiyse cinsel işlevlerle ilgili sorunlar ya da mesane işlevlerinde kontrol kaybı olabilir.

Öte yandan genellikle önce ağrı baş gösterir. Bel ağrısının nedenini bulmak zor olabilir ve bazen birden fazla hekimin katılımı ve çeşitli tanısal teknikler gerektirir. Deneyimli bir hekim, bir hastayı muayene ettiğinde tetkik sonuçları gelmeden hastanın neyi olduğuna ilişkin sağlam bir fikre sahip olur. Hekim, hastanın ayrıntılı öyküsünün alınıp muayene edilemsiyle başlayan ve uygun tanısal tetkikler ile adım adım devam eden süreçte hastanın belirtilerini yorumlar. Bel ağrılarının çoğunluğu normal yaşlanma ile ilgili olsa da, bazı hastalarda hızla üstüne gidilmesini gerektiren bir hastalık söz konusudur. hekimin rolü ağrının nedenini belirlemek, ardından belirtileri ortadan kaldırmak ve sorunu çözmek için bir tedavi önerip bunu uygulamaktır.

Bel Ağrısı, Bel Zorlanması

Bel zorlanması bel ağrısına neden olan pek çok rahatsızlığı içine alan bir terimdir. Tanı koymak güç olsa da, genellikle fiziksel bir aktivite ile bağlantılıdır ve kişinin belini zorlaması bu ağrıya yol açar. kaslarda, ligamentlerde ya da tendonlardaki zorlanma ve eklemerdeki iritasyon bel ağrısına neden olabilir. Çoğu kişi bel ağrısının kesin nedenini bilmek ister, bu doğaldır – belli bir disk mi, kemik mi, yoksa kas mı ağrıya neden oluyor? Ne varki kaynağı belirlemek mümkün olmayabilir.

Yumuşak doku yaralanmaları bel zorlanmalarında sık görülen bir nedendir. Kaslar, ligamentler ve eklem kapsülleri dahil olmak üzere çeşitli yumuşak dokular spinal kolona bitişiktir. Spinöz uzantıların (omurganın arkasında çıkıntı yapan kemikler) arasında ligamentler yer alır. Yorucu aktiviteler bu yapıların sınırlarını zorlayarak mikro yırtıklara neden olabilir. Ya da bu yapılar mekanik olarak hasar görür ve inflamasyon meydana gelir, bu da ağrıya neden olur.Bel Ağrısı

Hekim hastaya, “Bel zorlanması olduğunu düşünüyorum, canınızın yanması bir ligamenti yırtmanızdan ya da kası incitmenizden kaynaklanıyor olabilir” diyebilir. Hekim görüntüleme tetkikleriyle bu tanıyı koyabilir mi? Genellikle bu sorunu cevabı Hayır dır.

Bel zorlanmasının görüntüleme kapasitesi çok düşüktür, bu durumda olası rahatsızlıklar elenir. Hastada bel fıtığı, kemik kırığı ya da enfeksiyonla ilgili bir bulgu yoksa ve ağrının aktivite nedeniyle ortaya çıktığını biliyorsak tanı büyük olasılıkla bel zorlanmasıdır.

En uç durumlarda manyetik rezonans görüntüleme (MRG) taramasında, kasta ya da ligamentte ufak bir değişiklik görülebilir.  Öte yandan çoğu zaman MRG taramasında bile doğrudan bir kayıt göremeyiz. Bu nedenle tanı konabilecek tüm rahatsızlıkları eledikten sonra hastada bel zorlanması olduğunu söyleriz.

Bel zorlanmasının bu tanımı hekim belirtilerin nedenini ne kadar açıklayabilirse o kadar nettir.

Neyse ki bel ağrıları genellikle tehlikesiz, zamanla kendiliğinden geçen rahatsızlıklardır. Çoğu hastada steroid içermeyen anti-inflamatuvar gibi ilaçlarla tedavisi gerekir. Bu ilaçlar inflamasyonu azaltarak ilk 10 gün ile 2 hafta içinde belirtileri azaltır. Narkotik ağrı kesiciler şiddetli ağrıların ilk evrelerinde yararlı olabilir ve daha fazla ağrıya yol açabilir. Narkotik ilaçlar, özellikle insanları daha uyuşuk ve depresif kılabilir ki bu da dahaaz hareket demektir. Hareketliliğin azalması istenmez, çünkü insanların ağrılarının izin verdiği kadar aktif olması ve hareketliliklerini zaman içinde artırması gerekir.

Bel ağrılarının geçmesi genellikle birkaç hafta sürer ve hastanın bunu aklında tutması yararınadır. Elden ayaktan kesen bie ağrı yaşamınızı altüst ediyor, ayakta durma, oturma ya da normal işlerinizi yapma becerilerinizi etkiliyor ve size hiç tanımadığınız bir ağrı yaşatıyorsa bu çok korkutucu olabilir. Bu gibi durumlarda insanlar genelde kendilerini acil servise atar ya da hekimlerine giderler. Emin olun çoğu durumlarda ağrı geçer.

Öte yandan bel ağrılarının gerçekten şiddetli olabileceğini de kabul etmek gerekir. Yataktan çıkamaz, işe gidemez, yürüyemezsiniz. Kısa süreli – birkaç  gün – dinlenme gerekli olabilir, ama sonra günlük aktivitelerinze başlamalısınız. Ağrıya en uygun yaklaşım budur; araştırmalar aktivitelere erken başlamanın daha az bel ağrısı ile ve bel ağrısının daha kısa sürede geçmesiyle yakından ilişkili olduğunu gösteriyor.

Bel ağrısı çeken acemi erler üzerinde yapılan bir araştırmada bir grup ere yatmaları ve uzun süre yatakta kalmaları söylendi, diğer gruba ise kalkmaları, gezinmeleri ve daha hareketli olmaları söylendi. Hareketli grup yatak istirahatine devam eden gruba göre daha hızlı iyileşti ve daha iyi sonuçlar aldı.

Olabildiğince çabuk ve adım adım normal hayata geri dönülmesi bel zorlanmalarının en iyi tedavisidir. Hareketsizlik iyi değildir. Pek çok rahatsızlıkta, hareketsizliğin iyi sonuç vermediğini öğrenmiş bulunuyoruz.

Bel Fıtığı (Diskte ya da Omurda Fıtık)

Bel Ağrısı Bel fıtığıHasta MRG taramasına girdiğinde görevli radyolog genellikle disk taşması adı verilen bir tanım yapabilir. Çoğu durumda yaşlanma sürecinin normal bir parçası olan disk taşması, bir sorun ya ya hastalık belirtisi değildir. Bazı durumlarda diskin içindeki jelimsi madde dış katmana sızar, spinal kanala yerleşir ve sinirlere baskı yaparak siyatik adı verilen ağrıya neden olur.

Bel fıtığından kaynaklanan siyatiğin en yaygın belirtisi bacaklarda dizlerden aşağı doğru devam eden, bir sinir kökünü izleyen ağrıdır. Siyatik, bacaktan aşağı giden başlıca sinir olan siyatik sinirindeki bir ya da daha fazla sinirin iritasyonuna bağlı ağrıdır. Ağrı ayağa kadar inebilir.

Genel olarak fıtıklaşan disk bu sinirlerin birden fazlasına değil, sadece birini etkiler ve etkilenen sinire bağlı olarak ağrı, uyuşukluk, güçsüzlük ya da reflekste farklılıklar görülür. Bel fıtığı ya da disk ile ilgili sorunları olanlar genellikle oturmakta, öne doğru eğilmekte ve araba kullanmakta zorlanır. Diske çok daha fazla baskı eklenmesine yol açan bu aktiviteler, disk parçasının çıkıntı yapıp sinire baskı uygulamasına neden olabilir.

Bel fıtığında belirtilerin başlangıcı ani olabilir; bu belirtiler fiziksel bir olay ile ilişkilendirilebileceği gibi fiziksel bir zorlama herzaman fıtıklaşmanın nedeni değildir, ama belirtilerin nedenidir. Anlaşılabilir bir şekilde hasta, belirtileri bu olayla ilişkilendirir. Genellikle bir burkulma ya daeğilme hareketi, kişinin bacağından aşağı devam eden acı veren ağrıya ve uyuşukluğa neden olur. Ancak bel fıtığı genellikle disk harebiyetinin sonucudur ve aslında bu süreç bir süredir devam etmektedir. Aslında pek çok hasta bacaklarında ağrı başlamadan önce bellerinde belli belirsiz bir ağrının varlığından söz eder. Hekimler öncü ağrının, nükleusun bir parçasının anülusa (diskin çevresindeki lastik benzeri yapı) girmeye başlamasından kaynaklandığı be bu belli belirsiz bel ağrısının nükleus sinirine bastırmaya ya da siniri uyarmaya başlamadan önce duyumsadığı varsayımında bulunur.

Hekim bel fıtığı belirtilerini anlatan birine tanı koymak için hastanın öyküsünü dinler ve hastayı muayene eder. Ağrının nedenlerini ya da ağrıyı neyin kötüleştirdiğini belirlemek için hastaya belli sorular sorar:

  • Öne doğru eğilmek ağrıya neden oluyor mu?
  • Arkaya doğru eğilmek ağrıya neden oluyor mu?

Öne doğru eğildiğinizde diske yük bindirirsiniz bu nedenle disklerinde sorun olan pek çok kişi öne doğru sınırlı eğilebilir. Öne doğru eğilmek bacak ağrısına neden olur, çünkü disk daha çok çıkıntı yaparak sinire baskı uygular. Siniri gerecek her ne yaparsanız ağrınız artar. Bu, disk fıtıklaşmasının klasik işaretlerindendir. Kullandığımız tanı tetkiklerinden birinde, bacak düz uzatılarak yukarı doğru düz kaldırılır. Buna düz bacak kaldırma adı verilir.

Pek çok hasta gece uyurken düz bacak kaldırma tetkikinin tersini yapar. Dizlerini büküp bacaklarını cenin pozisyonunda yukarı doğru çekerek yan yatarlar. Ya da sırt üstü yatarken sinirin gerilmesini azaltarak sinir üzerindeki baskı ve gerilimi hafifletmek için dizlerinin altına birkaç yastık koyarlar.

Hekimin sorabileceği bir başka soru da ağrının öksürürken, hapşırırken ya da tuvalette artıp artmadığıdır. Bu hareketler sinir üzerindeki baskıyı artırarak ağrıya neden olur.bel ağrısı

Farklı sinirlerdeki iritasyon, farklı belirti ve bulgular ile kendini gösterir ve kimisi diğerlerine göre daha belirgindir. Ağrının şekli, uyuşukluk, güçsüzlük ve refleksler genelde hangi sinir kökünün etkilendiğini gösterir. S1 sinir kökü üzerindeki baskı, bacağın arkasından ayağın altına doğru inen bir ağrıya neden olabilir. Ayak parmaklarımız üzerinde durmamıza olanak veren gastroknemius kasında güçsüzlük hissedebilirsiniz. Hekim bacağın arkasında ve ayağın altında duyu kaybı da belirleyebilir. Bu sinir iritasyonu Aşil refleksinde de azalmaya yol açabilir. Normalde hekim Aşil tendonuna vurduğunda ayak aşağı iner. Öte yandan S1 sinirinde iritasyon olduğunda bu reflekste azalma olabilir.

Hekim sadece hastayı muayene ederek ve tüm bu bilgileri bir araya getirerek S1 sinirinin etkilenmiş olabileceği sonucuna varabilir.  MRG taraması gibi bir tetkik S1 siniri üzerinde baskı olduğunu doğrulamak için kullanılabilir ve hekim de tetkik sonucuna göre hastada S1 sinir kökünü etkileyen ve tüm bu sorunlara neden olan bir rahatsızlık olduğu sonucuna varabilir.

Hekimler tanı koymak için herşeyi bir arada değerlendirir:

  • Hastanın öyküsü,
  • Hangi sinirlerin etkilendiğini gösteren muayene bulguları,
  • MRG bulguları,

Hekim ancak tüm bu bulgular bir araya getirildiğinde: “Tüm bu bulgulara göre şu diskin şu yönde fıtıklaşmış olduğunu, şu sinir kökünü etkilediğini ve şu işlev bozukluğuna neden olduğunu düşünüyorum” diyebilir.

MRG, sorunu açık bir şekilde göstermezse miyelogram be bilgisayarlı tomografi (BT) taraması, EMG / sinir iletim tetkiki ve diğerleri yapılabilir.

Kalp pili ya da bazı implantlar MRG tetkikine girmenize engeldir. BT taramasının ardından miyelogram tetkiki gerekebilir. Bu tetkik bel ponkisyonu ile bir boya injeksiyonunu içerir.

Neyse ki çoğu zaman fıtıklaşmış bir disk kendiliğinden yaklaşık 6-8 hafta içinde iyileşir. Hemen her zaman, bacaktaki ağrının çoğu kaybolur ve bel ağrısında düzelme görülür. Ağrı, fıtıklaşma başladığında ortaya çıkar. Bunun nedeni kısmen disk fıtığı ile ilişkili inflamasyondur. Beden yanlış yerde bulunan bu yeni doku parçasına tepki verir. 6-8 hafta içerisinde diskin boyutu genellikle değişmese de inflamasyon geçer; sonuç olarak ağrı yok olur ve ağrıya neden olacak büyüklükte bir mekanik baskı da olmaz (Sinirler belli oranda mekanik kasılmalara neden olmadan dayanabilir).,

Ağrılı bel spazmları da disk fıtıklaşması ile birlikte ortaya çıkabilir. Spazm, bedenin diski kaslarla sabitlemeye ya da omurları sinir üzerindeki baskıyı kaldıracak şekilde konumlandırmaya çalıştığı anlamına gelir. Kas gevşeticiler bel spazmlarını geçirmekte genellikle yararlıdır. Hangi diskte fıtıklaşma olduğundan eminsek ve belirtiler geçmiyorsa ağrıyı geçirmek için diskektomi adı verilen cerrahi bir işlem düşünülebilir.

Spinal Stenoz (Vitrin Hastalığı – Dar Kanal Hastalığı)

Spinal Stenoz, sinirlerin içinden geçtiği kanalın daralmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Genellikle artritten kaynaklanan ve insanları tipik olarak ellili yaşlarında etkilemeye başlayan bu rahatsızlığın yaş ilerledikçe görülme sıklığı da artar. Doğuştan sinir kanalları küçük olanlarda, artrit oluşumu ya da sinirlerin geçtiği alanda daha çok yer kaplamaya başlayan disk çıkıntısı ile birlikte görülmesi olasıdır. Öte yandan sinirlerin içinden geçtiği alanın doğuştan ne büyüklükte olduğundan bağımsız olarak herkesin başına gelebilir.

Spinal Stenoz’un tipik belirtileri ayakta ya da yürürken bacaklarda duyulan ağrı, uyuşukluk ve güçsüzlüktür. Çoğu kişi otururken rahatsızlık duymaz – belirtileri geçer. Ne kadar fazla ayakta kalırlarsa ya da ne kadar uzun yürürlerse o kadar kötüleşir. Daha iyi hissetmek biraz daha yürüyebilmek için oturmaya ya da öne doğru eğilmeye gereksinim duyarlar. Örneğin, markette market arabasına yaslandıklarında rahatlarlar ve daha uzun süre ayakta kalıp yürüyebilirler. Spinal Stenoz ilerleyici bir rahatsızlıktır ve zamanla kötüleşir.

Bel AğrısıBir başka deyişle Spinal Stenoz (Vitrin Hastalığı) siniri sıkıştırdığından nörojenik kladikasyona neden olur. Otururken önemli bir rahatsızlığınız olmayabilir, fakat ayakta dururken ya da otururken yorgunluk, uyuşukluk ya da bacaktan aşağı doğru inen bir ağrı hissedebilirsiniz. Bu sinirlerin geçtiği spinal kanalın ayakta durulduğunda daralması ve otururken ya da öne eğilirken genişlemesinden kaynaklanır. Bu nedenle insanlar otururken ya da öne doğru eğilirken sinirler üzerindeki baskıyı rahatlatır ve belirtilerini azaltır.

Bu rahatsızlık için çok iyi bilinen yöntemler vardır: Üzerine yaslanılacak bir baston ya da yürüteç; bir partideyseniz sık sık oturmak ve örneğin daha uzun süre yürümenize olanak vermesi için alışveriş arabasına dayanmak. Nörojenik kladikasyondan kaynaklanan aksama için uygulanan cerrahi tedaviye lomber laminektomi adı verilir.

Vasküler Kladikasyon

Vasküler Kladikasyon, nörojenik kladikasyonla neredeyse aynı belirtilere neden olur. Bu rahatsızlık sinirler üzerindeki baskı ile ilgili değil, bacaklara inen kan damarlarının daralmaı ile ilgilidir. Nörojenik kladikasyondan farklı olarak Vasküler Kladikasyonu olanların bacaklarındaki güçsüzlük ve ağrının geçmesi için yürürken durmaları gerekir (oturmaları gerekmez). Kaslarınızı kullanmadığınız sürece kaslarınız kendini toparlar. Belirtiler yürürken kullanılan kaslara yeterli kan gitmediği için ortaya çıkar.

Ayrıca Vasküler Kladikasyona bağlı belirtiler genellikle ayakta başlayıp bele doğru çıkar.  Nörojenik kladikasyonda belirtiler belde başlayıp bacağa iner. Yani belirtilerin yönü farklıdır.

İki rahatsızlığı da ayırt edebilmek için bisiklet tetkikine başvurulur. Bisiklete binen biri oturur pozisyondadır. Nörojenik kladikasyon olanlar, otururken genellikle iyi hissederler ve bisikleti rahatça sürerler ama Vasküler Kladikasyonu olan birinde yeterli kan baslemesi olmadığından kas iskemisi oluşur ve pedalları çevirmeye devam edemez. Nörojenik kladikasyonu olan pek çok kişi kilometrelerce yol gidebilse de, ne yazık ki 30 metre yürüyemez.

Dejeneratif Spondilolistezis

Dejeneratif Spondilolistezis adı verilen hastalıkta artritik süreç bir omurun diğeri üzerinde öne doğru kaymasına neden olur.  Spinal stenozla bağlantılı ortaya çıkabilir ve laminektomiden başka ek cerrahi işlem gerektirebilir.

Laminektomi olarak bilinen girişimsel işlem aslında omurgaya verilen desteği biraz azaltır ve bir omur diğer omur üzerinde biraz kaydıysa laminektomi yapılması omurgaya verilen yapısal desteği kısmen azaltarak durumu genellikle daha da kötüleştirir. Bu omurgada dengesizliğe ve ağrının sürmesine ya da kötüleşmesine neden olur.

Dejeneratif Spondilolistezis olan birine uygulanacak basit bir laminektomi, rahatsızlığı kötüleştirebilir, özellikle de kayma siyatiğe ve mekanik bel ağrısına yol açabilir. O nedenle, omurları bir arada tutmak için Dejeneratif Spondilolistezisi olan birine laminektomi yapılırken genellikle füzyon da yapılması gerekir. Füzyon yapılmazsa omurun diğer omur üzerinde daha da kayması, bel ağrısı, sinir ağrılarının yeniden başlaması ve yine ameliyat gerektirmesi tehlikeleri söz konusu olabilir.

Spondilolizis

Spondilolizis,  genellikle bir travma sonucu değil, yaşamın erken yıllarında büyüme çağında ortaya çıkar. Ancak bir yetişkinde yeni ortaya çıkıyorsa nedeni genellikle bir travmadır. Spondilolizis yaşamın ilk ya da ileriki yıllarında travmaya bağlı ortaya çıktıysa genellikle L5 omurunda görülür. Bu, L5 omurunun sakruma göre öne kaymasına neden olur. Çatlak, Spondilolizise yani bir omurun diğeri üzerinde öne doğru kaymasına neden olur.

Spondilolizis yaygın bir rahatsızlıktır. Nüfusun % 5 ile 12‘sinde görülür, ancak pek çok kişi bunun farkına varmaz ve buna bağlı önemli bir bel ağrısı hiç çekmez. Örneğin aşırı esneyerek bellerine çok stres bindiren jimnastikçilerde Spondilolizis ya da buna bağlı belirtiler daha sık ortaya çıkar. Spondilolizis belirtilere neden olduğunda çatlağın yakınından geçen sinirlerin iritasyonu nedeniyle bacak ağrısı ile ilişkilendirilebilen bel ağrısı görülebilir.

Çatlağa bağlı öne kayma, bir omurun diğerine göre normal konumuna zarar verebilir, omurganın şeklini bozabilir. Sinir üzerindeki baskıya bağlı sinir iritasyonuna ve bel ağrısına neden olabilir. Stres kırığını saptamaya yardımcı bir belirti, arkaya eğilirken ya da ayakta dururken yoğunlaşan ağrıdır.

Çoğu uzmanın stres kırıkları ile ilgili fikri, kemiğin yinelenen strese dayanamadığıdır. Kemikler yaralanmadan yeniden şekillenebilir, güçlenebilir ve stresi kaldırabilir. Kemik üzerindeki yükü hızla artırırsanız kemik buna uyum sağlayamaz ve stres kırığı olabilir. Stres kırıkları bedendeki herhangi bir kemikte oluşabilir. Klavyede hiç yazı yazmazken günde 800 sayfa yazmaya başlarsanız parmaklarınızda stres kırıkları oluşabilir. Ya da bir koşucu haftada 30 km kuşarken 100 km koşmaya başlarsa ayaklarında ve kaval kemiklerinde stres kırıkları oluşabilir.

Pek çok profesyonel beyzbol oyuncusunun kaval kemiklerinde stres kırıkları vardır. Jimnastikçilerde de bazen stres kırıkları olur. Aynı şekilde belerin ve baletlerde de stres kırıkları görülür. Jimnastikçilerin havalanıp inerken mükemmel duruş sergilemeleri gerekir, bu yüzden bütün kuvvet doğrudan parsa gider ve kırılmasına neden olabilir. Salto yapar, bellerini aşırı gerer ya da denge kirişi üzerine durup geri takla atarlar. Yer egzersizleri de omurgayı zorlayabilir.

Stres kırığı demek kırık demektir – bunlar kemik kırıklarıdır – ama kırılma tek bir darbeye değil, kemiğin üzerine yineleyen biçimde aşırı yük binmesine bağlıdır. Kemik kendini onaramaz ve güçlenemez. Kemiğin kendini onarmasına olanak verdiğimizde yineleyen yük karşısında yara almadan stresi kaldırabilir. Kaldırmdan düşüp bileğinizi kırdığınızda nasıl bir kırık olursa, stres kırığı da bunun aynısıdır. Öte yandan bu kez kırılmaya neden olan pek çok küçük yaralanmadır.

Kemik (kaldırımdan düşünce olduğu gibi) üzerine yüklenen tek bir tük karşısında olduğundan farklı olarak, yineleyen ufak yaralanmalardan sonra toparlanamaz. Stres kırıkları genellikle ince kırıklardır ve en azından başlangıçta kemiğin duruşunu değiştirmez.

Tedavide ilk adım, fiziksel hareketliliği kesmek ve belin iyileşmesine olanak tanımaktır. Kimi zaman destek sağlamak ve beli dinlendirmek için bel korsesi kullanılır. Diğer tedaviler arasında anti-inflamatuvar ilaç kullanımıyla poas kası esnetme egzersizleri dahil olmak üzere, bel ve karın güçlendirme egzersizleri yer alır. Foramenlere steroid ve lokal anestezik iğnesi yapılarak etkilenen sinire ilaç verilebilir. Steroidler inflamasyonu azaltmak için kullanılır ve anestezikler geçici olarak ağrıyı azaltır.

Spondilozis

Spondilozis, spinal kolonda ortaya çıkarak hareketi engelleyen ve tutulmaya neden olan dejeneratif bir hastalıktır. Basit bir şekilde söylersek dejeneratif artrittir – bedende her eklemde oluşabilen aynı tip artrit.

Skolyoz

Skolyoz, spinal kolonun anormal kavislenmesine neden olacak şekilde birden fazla düzlemde omurganın eğilmesidir. Ailede skolyoz eğilimi olabilir, ama yıllar süren araştırmalara rağmen skolyoza neyin neden olduğunu hala tam olarak bilemiyoruz.

Skolyozu olan birinde vertebra cisimleri birbirine göre dönmüş durumdadır, bu nedenle omurga tirbuşon gibi döner. Sırtlarında eğrilik olanlar omuzlarının ya da kalçalarının aynı düzlemde olmadığını farkedebilirler. Bel çizgileri kaybolur. Göğüs kafeslerinin bir yanı diğerine göre daha belirgin olabilir ve pantolon ya da etek boyu çizgileri dügün değildir. Skolyozu olanlarda ağrı ender görülür.

Çok hassas bir gelişim dönemi olan ergenlik çağındaki genç kızlarda skolyoz, onların beden algılarını etkileyebilir. Bu nedenle tedavinin hem beden algısı hem de tıbbi  gerekler üzerine eğilmesi gerekir. Estetik nedenler cerrahları ameliyat önermeye yönlendirmese de hastanın hekimden ameliyat istemesinin nedeni olabilir. Fiziksel çekicilik, hastanın ameliyatın sonucundan memnun kalıp kalmamasında önemli bir unsurdur.

3 Tip Skolyoz vardır:

  1. Jüvenil Skolyoz: Daha ender görülür ve küçük çocuklarda ortaya çıkan skolyozla ilgilidir. Genellikle şiddetlidir, korse tedavisine pek yanıt vermez.
  2. İdiopatik Skolyoz: Büyüme ile bağlantılıdır ve en yaygın skolyoz tipidir. (İdiopatik bilinen bir nedeni yok demektir.) Ergenlik dönemindeki büyüme ataklarında kızlarda erkeklere göre daha sık ortaya çıkar. Skolyoza yanlış duruş, kalsiyum eksikliği ya da spor yapmak neden olmaz. Doğru duruş, bol kalsiyum ve spor yapmamak da Skolyozun gidişatını değiştirmez.
    İdiopatik Skolyoz genellikle ağrıya neden olmaz. Büyüme çağındaki bir çocukta skolyoz hızla kötüye gidebilir ve büyüme süreci devam eden birinde bozulmanın artma riski vardır. Kritik büyüme çağında korse kullanımı skolyozun ilerleyişini en alt düzeyde tutabilir. Rahatsızlığı erken farkedilip korse kullanımına erken başlanan bir çocuk, bu önlemler alınmamış olsa ameliyata gerek duyacakken artık duymayabilir. Skolyoz tedavisinde, omurga eğriliğinin derecesi ölçülür. Çok küçük bir eğrilik skolyoz değildir. Skolyoz olarak değerlendirmek için eğrinin en az 10 derece olması gerekir. Genel olarak 10-20 derece arasında ölçülen bir eğirilik varsa, bu eğrinin ilerleyip ilerlemediğini görmek için hastayı izlemekten öte bir şey yapılmaz. 20-30 derece arasında bir eğrilik var hekim korse önerebilir. 30 derece eğriliği olan birinin yakından izlenmesi gerekir. Eğrilik 75 derece ve daha fazla olursa akciğer işlevleri etkilenebilir ve ameliyat gerekebilir.
  3. Yetişkinlik dönemi Skolyozu: Kişinin iskeleti tamamen olgunlaştıktan sonra ortaya çıkar. Yetişkinlerde yeni bir eğrilik ortaya çıkabilir. ya da var olan bir eğrilik, artritik ilerleme devam ederken kötüleşebilir. Skolyozu olan yaşlıların omurga kolonlarında ve kalçalarında şiddetli artritik değişiklikler olurken var olan skolyoz da artrit nedeniyle ilerleyebilir. Korse kullanımı yetişkinlerde eğriliği düzeltmekte işe yaramaz, çünkü yetişkinlerde büyüme tamamlanmıştır.Bir yetişkinde omurga eğriliğini düzeltmek için gerekli karmaşık omurga ameliyatının ardından iyileşme süresi bir yılı bulabilir.

Skolyoz Başlangıcı Olanlar ya da Skolyozu Kötüleşenler Kendilerinde Ne Fark Ederler?

  • Pelvisleri ile omuzları arasında bir asimetri – bedenlerinde bir kayma- fark ederler. Bir bacaklarının diğerinden kısa olduğunu fark edebilirler. Pantolon paçaları ya da etek uçlarının bir tarafı diğer tarafına göre büyük ölçüde daha kısadır.
  • İlerleme, yani eğikliğin şeklinde ya da boyutlarında büyüme olduğunda etek ya da pantolon boylarını sürekli değiştirmek zorunda kalırlar.
  • Bel bölgelerinde değişiklik olduğunu, hatta bel bölgelerinin kaybolduğunu fark edebilirler.
  • Yetişkinler ayakta dik durmakta zorlanır. Kendilerine ayakta dik durmaları, omuzlarını ya da kalçalarını düz tutmaları söylendiğinde bunu yapamazlar.
  • Skolyoz, kifozla – omurganın öne doğru kıvrımı – ilişkili olabilir. Kifozu olanlar ileri bakmak için genellikle dizlerini bükmek zorunda kalırlar. Dizleri düz ve sabitken kalçaları da düzse yere bakıyor olurlar.
  • Yetişkinlik skolyozu olanlar, bellerinde yorgunluk fark edebilirler. Bu yorgunluk genellikle belin sadece bir tarafındadır. Pek çok kişi için artrit, kavisin iç bükey kısmında başlar ve artrit ilerledikçe kavisin dışbükey kısmına yayılır.
  • İnsanlar uzandıklarında, çekme tekniğine başvurduklarında ya da otururken kollarıyla gövdelerini kaldırarak omurgalarını gerdiklerinde ağrının hafiflediğini fark ederler.
  • Ağrısı olan yetişkinler gün içinde ve ne kadar ayakta durduklarına bağlı olarak ağrının kötüleştiğini, uzandıklarında ya da oturduklarında ise ağrının geçtiğini fark ederler.

Enfeksiyon

Enfeksiyon bel ağrılarında pek yaygın olmayan bir nedendir.  Enfeksiyon omurga ameliyatı, diskogram ya da biyopsi gibi omurga üzerinde uygulanan diğer işlemlerin ardından oluşabilir. Enfeksiyon başka bir yerde de başlayabilir. Kısa bir süre önce bir dişinde enfeksiyon ya da bir tip kan zehirlenmesi yaşayan birinde omurgaya yerleşen bir enfeksiyondan rastlamak mümkündür.

Bel enfeksiyonların karekteristik belirtileri mekanik olmayan bel ağrısıdır, yani kişi hangi pozisyonu alırsa alsın ortaya çıkan ve dinlenmeye geçmeyen ağrı. Ağrı genellikle sürekli ve ilerleyicidir. Gece ağrıları uykusuzluğa yol açar. Ateş, titreme ve gece terlemesi bel enfeksiyonu belirtileri olabilir.

Beldeki bir enfeksiyona zorlama sanılarak yanlış tanı konabilir ya da ateş varsa zatürre, idrar yolları enfeksiyonu ya da başka bir nefeksiyon tanısı konabilir.

Omurgadaki enfeksiyonun tanısı zordur, çünkü artan ve sürekli bir ağrı dışında enfeksiyonu gösteren çok az özgül belirtiye ve bulguya neden olur (belirtiler hastanın fark ettiği ve bildirdiği sorunlardır; bulgular hastayı muayene eden hekimin ortaya çıkardıklarıdır). Tanıya kadar uzun bir süre geçebilir; kişi enfeksiyon tanısı konana kadar haftalarca ya da aylarca bel ağrısı çekebilir. Bu tehlikeli bir durumdur çünkü erken tanı bel enfeksiyonu tedavisinde anahtar unsurlardan biridir.

Enfeksiyon genellikle diski istila eden ve diske bitişik omurga cisimlerini aşındıran farklı bakterilerden kaynaklanır. Vertebra cisimlerindeki erozyon, enfekte olan kemiklerin zayıflamasından dolayı omurga cisimlerinde çökmeue neden olabilir.

Bel enfeksiyonunda sinir hasarından ve spinal sinirlere ve omuriliğe baskı yapan ve başka şekillerde zarar veren büyük apselerden kaynaklanacak felçten korkulur. Bu durum, bir kemik çökmesi ile birlikte kalıcı felce neden olabilir. Sinirlerde vasküler infarktüs nedeniyle nörolojik yaralanmalar birden ve hızlı olabilir.  Bu, sinirlere giden kan akışının kesilmesi anlamına gelir ve dolayısıyla da felç geriye döndürülemez. Bu süreç, omurilikte yaşanan  bir kalp krizi gibidir: Sinirler ölür, çünkü kan gitmez.

Enfeksiyon tanısı erken konulduğunda tedaviye neden olan organizma saptanır, olanaklıysa bel bir korse ile korunur ya da hareket etmesi engellenir veya enfeksiyon geçene kadar genellikle 6 hafta ile 3 ay boyunca antibiyotik verilir. Enfekiyon ilerlemiş ise, sinirler üzerinde baskı, kemik yıkımı ya da çökmesi söz konusysa ve antibiyotik tedavisi başarısız olduysa, enfeksiyonun görüldüğü dokunun çıkarılarak enfeksiyonlu eklemin füzyonla sağlamlaştırılması için ameliyat gerekir.

Travmatik Kırıklar

Travmatik kırıklar daha çok çalışma çağındakilerde ya da genç yetişkinlerde görülür – yani yaşamlarının en üretken çağında olanlarda. Düşmeden ya da araba kazalarından kaynaklanan kırıkların yıkıcı ve yaşamı değiştirici etkileri olabilmektedir. Kırıklar genellikle tam da sabit torasik omurganın hareketli bel omuruyla birleştiği geçiş yerinde olur. Çünkü beden biyomekaniği bu bölgeye oldukça fazla stres yükler. Omurilik bu bölgede neredeyse sonlanmak üzeredir, bu nedenle bu bölgede bir kırık olduğunda sinirlerde de yaralanma olabilir.

Eklemlerin yerinden çıkması da travmatik yaralanmaların bir sonucu olabilir. Bazı travmatik kazalarda, hasar kırık bir kemikle sınırlı kalırken, bazılarında kırık kemikler omurilik sinirinde baskı yaptığından ve hatta kimi zaman bu sinirleri kestiğinden omurilik de kısmen ya da tamamen yaralanabilir. Böyle durumlarda bacaklarda ya güçsüzlük ya da tam felç oluşabilir.

Omurganın tedavisi korseden ameliyata farklı adımlar içerebilir. Tedavi kırığın tipine, kırıkla bağlantılı bir sinir hasarı olup olmadığına ve sinir hasarının tipine bağlıdır.

Ameliyatta kırılan kemiklerin çıkarılması, omurganın normal şeklinin yeniden sağlanması, ek kemikler ya da vida ve çubuklar gibi metal yardımcılarla kemiklerin desteklenmesi gerekir. Genellikle bu bölgede kaynama olacaktır ve omurganın iyileşmesi 3-6 ay sürecektir. Omurga sonunda hastanın ağırlığını destekleyip omuriliği koruyacak duruma gelir ve hastanın ağrıları geçer.

 

Speak Your Mind

*